Ev Arkadaşımın Türbanlı Annesİ Diyarbakır escort

Serhat göründü en önce, derhal peşinden da meryem hanım. Ikisi de çırılçıplaktı.Diyarbakır escort  Yıkanmışlardı, meryem kadın elindeki havluyla saçlarını kuruluyordu. Serhat’ın inik haldeki yarağı kasıklarına geliyordu.

Serhat çekyata uzanırken meryem hanım bir süre daha kuruladı saçlarını, ardından o da serhat’ın yanına uzandı. Birbirlerine sarıldılar. Serhat meryem kadının götünün yanaklarını okşuyor, avuçluyordu. Meryem hanımsa onun göğsünü öperken bir eliyle de yarağını kavramış okşuyordu. Sikişmiş, banyo yapmış, şimdi de ağır gidişatta sevişiyorlardı.

Serhat meryem hanımın iri memelerini öpmeye, emmeye başladı azca sonrasında. Kaba, iri elleriyse çıplak bedeninde geziniyor, kalçalarını, karnını okşuyordu devamlı. Meryem hanım buna serhat’ın sikinı sıvazlayarak cevap veriyor, onun çıplak göğsünde dudaklarını gezdiriyordu. Sikim gitgide sertleşmeye başlamıştı. Ikinci postanın öncesinde kıvama getiriyorlardı birbirlerini.

O ara kapının vurulduğunu duydum. Kulaklığa rağmen ‘güm güm!’ diye gelen sesler beni korkuya düşürdü. Kulaklığı çıkardım ve “e, efendim?” dedim heyecandan kekeleyerek. Kapının ardından gelen meryem hanımın sesiyle daha da heyecanlanıp telaşlandım. “burak, tatlı yer misin?” diye soruyordu. “bir saniye!” dedim ve videoyu durdurup ekranı kapattım hemen.

Pantolonun önünde çismirı dikmiştim. Beni bu şekilde görürse ne yapardım? Kapıyı açtım, ama arkasına geçtim, başımı uzattım. Elinde bir tabak sütlaç vardı. “rahatsız etmedim inştanrı?” deyince, “yo, yok, müzik dinliyordum…” dedim. “söylemeyi unuttum. Sütlaç yapıp dolaba koymuştum. Dolapta yine var, almak istersen çekinme!” dedi tabağı uzatarak. “çok teşekkür ederim, zahmet oldu size!” dedim jestine karşılık. “yok canım ne zahmeti!” dedi gülümseyerek.

Dakikalar önce salonda bakışlarımdan rahatsız olmuş gibi görünürken, şimdi karşımda gülümsemesini anlayamadım. Ama bunun sebebini öğrenmem gecikmedi. Meryem hanım, “şey diyecektim, bu telefonu ben çözemedim, cemil de anlamadı. Sen nasıl kullanıldığını biliyor musun?” dedi. “tabii, bakarım!” dedim. “tamam, sütlacını ye, ondan sonra!” dedi yine gülümseyip.

Yatağımın üzerine oturup meryem hanımın yaptığı sütlacı kaşıkladım. çok güzel yapmıştı, afiyetle yedim. Monitörümda hanımın serhat’la sevişmesini izlerken bir anda karşıma elinde bir tabak sütlaçla çıkmıştı. şu demek oluyor ki ilginç bir durumdu. Sikimın şiddeti yaşamış olduğum heyecan ve korkuyla geçmişti çoktan. Yuvasına çekilmiş köstebek gibi gözden kaybolmuştu aniden.

Salona geçtiğimde meryem hanım çekyatta oturuyordu. Cemil görünmüyordu. “cemil yok mu?” diye sormuş oldum. “yok, dışarı çıktı, arkadaşıyla buluşacakmış!” dedi. Akşam vakti evde yalnızdık. Meryem hanım eve geldiğinden beri ilk kere böyle bir şey yaşanıyordu.

Telefon elindeydi. çekyatın yanındaki sandalyeye oturdum, ama meryem hanım, “istersen bu şekilde gel!” dedi yanını göstererek. çok heyecanlıydım, meryem kadınla ilk defa böylesine yakınlık kuruyordum. Telefonu verirken yeniden parmaklarım parmaklarına değdi. Bembeyaz yumuşacık, etli parmak uçları bile içimi bir hoş ediyor, beni heyecanlandırıyordu.

çok bilinmeyen bir markanın dokunmatik bir telefonuydu. Alışmak için biraz kurcalamak gerekiyordu. Ben telefonla uğraşırken meryem kadın dikkatle bakıyordu. Heyecandan ölecektim sanki. Dakikalar önce bilgisayarımın ekranında deliler şeklinde yarağışen, sevişen hanım şimdi yanı başımdaydı. Hacı yağı denilen birazcık ağır bir koku geliyordu üzerinden, ama rahatsız edici değildi. Aksine meryem hanıma çok yakışan bir kokuydu.Diyarbakır escort 

 Diyarbakır escort

Her neyse ki birkaç dakika içinde çözmüştüm telefonu. Iyi mi kullanacağını gösterdim kabaca. Parmaklarını uzatıp, “şuraya mı dokunmam lazım, şöyle mi olacak?” şeklinde sorular soruyordu telefon elimde olduğu biçimde. Pantolonun altında sikimın hafifçe hafifçe sertleşmeye başladığını fark ediyordum. Kendime hakim olmaya çalışsam da yapamıyordum.

Nihayetinde telefonu meryem kadına verdim. “şayet anlamazsanız gene gösteririm!” diyince, “allah razı olsun, çok sağ ol!” dedi. Peşinden kalkıp mutfağa geçti. Az sonrasında elinde bir tabak sütlaçla geldi ve sehpanın üzerine koydu. Bol miktarda tarçın dökmüştü üstüne. Tekrar yanıma otururken, “al ye bakalım!” dedi işaret ederek.

Teşekkür edip sütlacı yerken, “senin annen baban nerde yaşıyordu?” diye sordu. “muğla’da!” deyince, “ha muğla’da tamam, cemil söylemişti de unuttum, kusura bakma!” dedi mahcup bir edayla. Ne iş bitirdiklerinı sorunca anlattım. “ben de bizim sivas’la istanbul’dan başka bir yeri bilmem. Hoş, sivas’ta da evin içindeyim akşama kadar, bir yere çıktığım yok. Aslen hanım terzisiyim, ama bizim herif sağ olsun çalışmamı istemiyor. Burada da aynı, yine değişen bir şey yok. Cemil’e söylüyorum, çıkar beni dışarı, gezelim biraz, hava alalım diyorum, ama dinleyen kim. Kendine kız arkadaş bulmuş bir adet, şimdi de onun yanına gitti aslına bakarsanız. Oğlum annesinı unuttu!” dedi gülümseyerek.

Demek cemil kız arkadaş yapmıştı. Haberim yoktu bundan. Ne diyeceğimi bilmediğimden susmak en iyisiydi. Sessizce sütlacı yiyip bitirince, “gene var, getireyim mi?” diye sordu. “yok, zahmet etmeyin…” dedim utangaçça. “afiyetle yiyin!” dedi. Kısa bir sessizlik oldu, odama gidip gitmeme mevzusunda kararsızdım.

“senin var mı arkadaşın?” diye sorunca, “efendim?” dedim heyecanla. “arkadaşın, doğrusu kız arkadaşın var mı?” diye sordu bu kere. Meryem kadın muhabbeti ilerletiyordu. Kalbimin atışları hızlanmaya başladı. “vardı, fakat ayrıldık!” dedim. “bu dönemde kızlar da bir acaip. Esk**en erkekler kız peşinde koşardı, şimdi kızlar adam peşinde koşuyor. Al bizimkinin bulduğu mesela. çorum’dan gelmiş buraya okumaya, ama akşamın bu saatinde elin adamıyla dışarlarda geziyor!” dedi. “öyle, vakit değişti!” dedim dediklerini onaylıyormuş benzer biçimde yaparak. Meryem hanıma gore zaman değişmiş kızlar adam peşinde koşuyordu, ama kendisi de kocasının olmamasını fırsat bilip aşığı ile çatır çatır sikişiyordu.

“bana müsaade…” dedim ayağa kalkıp. “sütlaç istersen dolaptan al, bir tava yaptım!” dedi gülümseyerek. “sağ olun!” diyerek odama geçerken, meryem kadının sandığım şeklinde biri olmadığını anladım. Yanında kocası, oğlu yada serhat varken benden çekinir görünürken, kimse olmadığında rahat hareket ediyor, çekinmiyordu. Pazar günü börekten yiyebileceğimi söylemesi, kendisini taksiye bindirmemi istemesi de bunun bir işaretiydi.

Kapıyı yavaşça kilitledim ve bilgisayarın başına oturdum. Ekranı açtım, kulaklığı taktım. Kalmış olduğum yerden devam ettim izlemeye. Az önce içerde, yanımda oturan, kokusunu almış olduğum, nefes alış verişlerini hissettiğim meryem kadın şimdi tekrar serhat’la sevişiyordu.

Serhat memelerini öpüyor, emiyordu sürekli. Meryem hanımsa, “daha hızlı, hızlı em!” diyordu serhat’a. Onun kel kafasını, omuzlarını, sırtını okşuyordu. Serhat aldığı direktifle memelere iyice yumuldu, dili meme uçlarında geziniyor, ısırıyor, dişliyordu. Saatin gizli kamerası saniye saniye net bir şekilde kaydetmişti hepsini. Meryem kadın doygunluk olmamış benzer biçimde, “hızlı em, daha hızlı!” deyip duruyordu yine.

Add a Comment